TEB

GÜÇLÜ BİR ECZACILIK, GÜÇLÜ BİR SAĞLIK SİSTEMİ İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR

24 Eylül 2026
Paylaş

GÜÇLÜ BİR ECZACILIK, GÜÇLÜ BİR SAĞLIK SİSTEMİ İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR

Türk Eczacıları Birliği, eczacıların sağlık alanındaki etkin rolünü vurgulamak ve mesleki gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2009 Dünya Eczacılık Kongresinde 25 Eylül’ün tüm dünyada ortak olarak “Dünya Eczacılar Günü” adıyla kutlanmasını önermiştir. Uluslararası Eczacılık Federasyonu (FIP) tarafından oy birliğiyle kabul edilen bu öneriyle birlikte 25 Eylül, tüm dünyada Dünya Eczacılar Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Uluslararası Eczacılık Federasyonu bu yılki 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü temasını "Daha sağlıklı gelecek için eczacıları güçlendirmek" olarak belirledi.

En kolay erişilebilir birinci basamak sağlık danışmanı olan eczacıların görev yaptıkları her alanda stratejik değerini vurgulamak ve mesleğin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları bütüncül bir yaklaşımla ele almak global düzeyde de öncelikli bir konudur.

Günümüzde eczacılık mesleği dünyada, ilaç teminiyle sınırlı geleneksel rolünün ötesine geçerek daha fazla hasta ve toplum sağlığı odaklı bir yapıya dönüşmektedir. Pek çok ülkede eczacılar, aşılama, kronik hastalıkların takibi, erken tanı ve tarama hizmetleri, ilaç tedavisinin yönetimi ve akılcı ilaç kullanımı gibi alanlarda daha geniş sorumluluklar üstlenmektedir. Bu gelişim, eczacıların sağlık sistemlerine sunduğu katkıyı artırırken mesleki yetki ve sorumlulukların da çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanmasını gerekli kılmaktadır.

Türkiye’de de dünyadaki bu dönüşüme uygun politikalar geliştirilmeli; eczacıların bilgi, deneyim ve mesleki yetkinliklerinden sağlık hizmetlerinin her aşamasında daha etkin biçimde yararlanılmalıdır.

Ülkemizde 31 binden fazla toplum eczanemizde, hastanelerde, kamuda ve ilaç sanayinde görev yapan meslektaşlarımız, sağlık sisteminin en temel unsurlarındandır. Bu güçlü yapının sürdürülebilirliği, giderek derinleşen ekonomik ve mesleki zorlukların çözülmesine ve geleceğin doğru stratejilerle kurgulanmasına bağlıdır.

Ülkemizde eczacılık alanının en temel sorunlarının başında gelen nedenlerden birisi de eczacı işgücü sorunudur. Eczacı insan gücüne yönelik stratejik planlama ve yeni istihdam alanlarının açılması mesleğimizin geleceğe daha güçlü girmesinin en önemli anahtarıdır. Eczacı istihdamını yalnızca toplum eczaneleri üzerinden planlayan bir yaklaşımın sürdürülmesi mümkün değildir.

Ülkemizin ihtiyacı çerçevesinde eczacı yetişmesini sağlamak temel amaçlardan biri olmalıdır. Bu noktada üç yıldır süren eczacılık fakültelerinin kontenjanları azaltması uygulaması kesintisiz ve artarak sürdürülmelidir. Kontenjanlar ülkemizin eczacı insan gücü ihtiyacı doğrultusunda planlanmalıdır.

Bununla birlikte eczacılık eğitim içeriği de gelişen teknoloji, bilimsel ilerlemeler ve sağlık sisteminin değişen ihtiyaçları doğrultusunda sürekli geliştirilmelidir.

Ancak insan gücü planlamasını yalnızca eğitime giriş aşamasında ele almak yeterli değildir. Binlerce eczacının kamuya atanmayı beklediği bir ortamda, kamudaki eczacı istihdamının artırılması ve ihtiyaç bulunan alanlarda yeni eczacı kadrolarının oluşturulması gerekmektedir. Eczacılıkta uzmanlaşma alanları sağlık sisteminin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmeli; uzmanlık eğitiminin istihdamla karşılık bulabilmesi için uzman eczacı kadroları da artırılmalıdır.

Bununla birlikte genç meslektaşlarımız için çalışma alanları genişletilmelidir. İlaç endüstrisi, biyoteknoloji, Ar-Ge, kamu kurumları, hastaneler ve klinik eczacılık başta olmak üzere farklı alanlarda yeni çalışma modelleri ve istihdam olanakları yaratılmalıdır.

Yüksek enflasyon, döviz kuru baskısı, referans fiyatlandırma sistemindeki aksaklıklar, ilaç fiyat güncellemelerindeki gecikmeler ve kademeli kâr marjlarının yetersizliği eczane ekonomilerini ciddi bir krizle karşı karşıya bırakmaktadır. Eczanelerimizin sunduğu birinci basamak sağlık hizmetinin sürekliliği, ancak ekonomik olarak güçlü ve mesleki bağımsızlığı korunmuş bir eczane yapısıyla mümkündür.

Türkiye’de kişi başına düşen hekime başvuru sayısının yüksekliği toplum eczanelerinin sağlık sistemindeki önemini açıkça göstermektedir. Toplum eczanelerinin; koruyucu sağlık hizmetleri, kronik hastalık yönetimi, hastalık taramaları, erken teşhis ve farmasötik bakım alanlarında hizmet sunan birinci basamak sağlık kuruluşları olarak konumlandırılması, sağlık sistemimiz açısından önemli bir kazanım olacaktır.

Kamudaki meslektaşlarımız özlük hakları ve ücret adaletsizlikleriyle mücadele etmekte, karşı karşıya kaldıkları yapısal sorunlar çözüm beklemektedir. Kamudan emekli meslektaşlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi için de gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Yapay zeka, e-sağlık uygulamaları ve diğer dijital teknolojiler, sağlık alanında kaçınılmaz bir dönüşüm yaratmaktadır. Ancak bu değişim, ilacı yalnızca ticari bir ürüne indirgeyen, eczane sahiplik modelini ve eczacının mesleki bağımsızlığını zayıflatan ya da eczacı ile hasta arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldıran bir yapıya dönüşmemelidir. Dijital teknolojiler eczacının yerini almak için değil, eczacının sunduğu sağlık hizmetini güçlendirmek ve hasta güvenliğini en üst düzeye çıkarmak için kullanılmalıdır.

Türkiye’de eczacılığın geleceği, ilacı yalnızca bir bütçe kalemi olarak gören yaklaşımın ötesine geçilerek, eczacıyı sağlık sisteminin merkezine alan politikalarla güçlenecektir. 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz:

“Güçlü bir eczacılık, güçlü bir sağlık sistemi için vazgeçilmezdir.”

Toplum sağlığı için özveri ile çalışan ve bu onurlu mesleğe emek veren tüm meslektaşlarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.

TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ

Devamını okuyun

TEB kategorisinden